19 Temmuz 2018 00:01
-A +A
Abdülkadir AĞLAMAZ

Abdülkadir AĞLAMAZ

15 TEMMUZ’UN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ

Bu millet bir 15 Temmuzu geride bıraktı,15 Temmuz bize neyi hatırlatıyor. Bunun üzerinde durup düşünmemiz gerektiği ile ilgili çok yoğun bir çalışma yapılması gerektiğine kanaat getiriyorum.
Çünkü 15 Temmuz’u gerçekleştirenler din düşmanı değillerdi 15 Temmuz’u gerçekleştirenler sözde vatan sevdalısı sözde Allah için yola çıkan ve bu insanları bataklıktan kurtarıp Allah’a kul olmak için gayret gösteren insanlardı, belki ibadet takımı.  Bu konu için kendilerince haklı olabilirler diye böyle de inanmışlardı. Denetleyen bir merkez olmuş olsaydı, onların sapkın inanışlara girmesini de engellemiş olurlardı.
Ama asıl mesele başka yerlere bakmak gerekir. Allah için yola çıkıp bizleri Allah’la aldatanları ve bu Müslümanları nasıl bu hale getirdiklerini bilmek gerekir. Cemaatler tarikatlar denetlenmelidir aslında. cemaatler denetlenir ise Allah ve Resulünün çizdiği yoldan ayrılmazsa ehlisünnet vel-cemaatin emrettiği doğrultuda hareket ederse bir çok şeyin farkına varılacağı ve yanlışlardan uzak kalacağı da bilinmelidir.
Çünkü tarikatlar ve cemaatler denetlenmezse zamanla bunlar kendilerini Layü’sel görerek artık bunlara dokunulmayacağını düşünüyorlar ve kendi cemaat mensuplarına da bunları empoze ediyorlar. Her türlü imani ve ittikadi meselelerde İslam dinini değil kendi cemaat ve tarikatlarını düşüncelerini insanlara anlatmaya çalışırlar.
Halbuki yıllardan beri tarikatları cemaatleri denetleyecek bir mercinin bulunması gerekirdi, aslında bu sadece ehlisünnet vel cemaat için olmamalıdır Şii alemi için de öyledir. Alevilik ile alakası olmayan bir çok dernek ve cem evleri mevcuttur.
Aleviliğe darbe vuran bir çok cemaat vardır. Halbuki aleviliği de Sünniliği de denetleyecek bir makam olmalıdır, eğer böyle bir denetleyici merkez olursa insanları saptırmaktan, sapık yollara girmekten de kurtulur.
Osmanlılarda Meclisi meşayih denilen Bir denetleme merkezi cemaatleri ve tarikatları denetliyordu, böylece cemaatler ve tarikatlar artık yanlış ve sapkın fikirlerinden uzaklaşarak gerçek, hakikat neyse onun üzerinde bir cemaat bir tarikat bir meşrep meydana getirmek zorunda kalıyorlardı, evet belki Meclisi meşayih meselesini ilk duyan insanlar vardır. Buna  bakıp araştırmalarını tavsiye ederim. bu araştırmalara baktığımızda Osmanlı döneminde bütün tarikatlar bütün cemaatler  mezhepler denetlemişlerdir.
Evlâdiyet ve hilâfet usulüyle tevcih edilmekte olan şeyhlik vazifesi, Meclis-i Meşâyih’in kurulmasından sonra doğrudan meclis tarafından kontrol edilmeye başlanmıştır. Bir dergâhın şeyhi vefat ettiği zaman şeyhlik görevinin tevcihi için Meclis-i Meşâyih’e müracaat edilir, müracaat eden kişi şeyhin neslinden ise ve gerekli şartları taşıyorsa tayin gerçekleşirdi. Meşihat evlâdiyet üzere meşrut olmaz ve şeyh de evlâdı olmadan vefat ederse şeyhin mensup olduğu tarikatın halifelerinden biri şeyh tayin edilirdi.
Tekke vakıflarına ait vakfiyelerin Meclis-i Meşâyih defterlerine kaydedilmesi, bunların korunması, kontrol ve denetimi meclisin görevlerindendi. Meclis-i Meşâyih meşihat tevcihlerinde öncelikle vakfiyelerin şartlarını dikkate alıyor ve tevcih muamelelerini bu vakfiyelere dayanarak yapıyordu. Evlâdiyet dışındaki tevcih muameleleri icâzetnâme almış olan halifelerin icâzetnâmesi kontrol edilerek yapılıyor ve bu icâzetnâmeler Meclis-i Meşâyih tarafından kaydediliyordu. Meclis-i Meşâyih şeyhülislâmlık müessesesinin kaldırılmasına kadar faaliyetlerini Bâb-ı Meşîhat adıyla sürdürmüştür.
Bu minvalde düşünmek ve bilmek gerekir yoksa iktidarların diyaneti ve cemaatleri kendi çıkar ve menfaatleri doğrultusunda denetlemesi değildir.
Kuran ve sünnet doğrultusunda denetlenmelidir.

Facebook'ta paylaş butonu
Print
Yorum Yap
Yorumunuz
1000

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Facebook Yorumları
Dikkat Çekenler
Yazarlar
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
Alıntı Yazarlar
Anket

Sayfalar
Duyurular
Linkler
Arşiv
Günlük Gazeteler
Oku
Ziyaretçi Defteri
Hava Durumu
Hava Durumu
Yükleniyor...