11 Ekim 2018 00:01
-A +A
Hidayet GÜLTEKİN

Hidayet GÜLTEKİN

BİRBİRİNİ ELEŞTİREN MUTASAVVIF ALİMLER

1- Bâyezîd-i Bistâmi- Cüneyd-i Bağdâdî
2- Bâyezîd-i Bistâmi- İbn Sâlim
3- Hallâc-ı Mansûr- Cüneyd-i Bağdâdî
4- Şiblî- İbn Yezdenyâr
5- Ebû Saîd-i Ebi'l Hayr- Abdülkerim Kuşeyrî
6- Alâuddevle Simnânî, Abdürrezzak Kâşâni
7- Akşemseddin- Ömer Sikkînî
8- İmam-ı Rabbânî- İbn Arabî
 
Bâyezîd-i Bistâmi - Hanefi, Cüneyd-i Bağdâdî İmam-ı Şafi’nin talebesi Ebu Sevr’den fıkıh öğrenmiş,  Ebu Sevr’in mezhebinde fakih olup kendinin de hazır bulunduğu meclislerde fetva verebiliyordu. Hallac-ı Mansur şiimi sünnimi olduğu tartışmalı, Akşemseddin Hanefi, İmam-ı Rabbânî hanefi, lakin bazı nafilelerde şafiyi de taklit etmiş. İbn Arabî ictihadlarını kendi yapardı, herhangi bir mezhebi taklid etmezdi, lakin zahiri diyenler çoğunlukta. Kuşeyri'nin mezhebi belli değil muhtemelen kendi ictihatlarını kendi yapıyordu çünkü hacca gittiğinde döneminin en önemli 400 kadısına hutbe okuma selahiyetine sahip kişi olarak Kuşeyri seçilmiştir.
Hüseyin Taşer Tasavvufla mevcude illa hu anlayışına dayanır. Mevcudun tamamını Allahın kendisi sayar. İslam ise la ilahe illah'a dayanır. Tasavvuf fravun ben ilahım dedigi için, onu hak yolda bogulurken bende musanın rabbine inandım dediginde ise kafir oldu görür.
İslamda tüm yaratılanlar kuldur. Allah'ın kendisi degildir. Tasavvuf vahdeti vucuda dayanır. İslam tevhide. Tüm tagutların, ilahların retdine dayanır.
Tasavvufta keşif, keramet, ruya, ilham, rabıta ve mertebeler vardır. İslamda ise vahy vardır.
Hayat Bana Ne Öğretti?
● Doğru bildiklerimin aslında yanlış; yanlış bildiklerimin aslında doğru olabileceğini,
● Her sözüne inandığım kişilerin aslında yalan söyleyebildiklerini,
● Kötü bildiklerimin aslında iyi;
iyi bildiklerimin aslında kötü olabileceklerini,
● Şer bildiklerimin aslında hayır; hayır bildiklerimin aslında şer olabileceğini,
● Alim bildiklerimin aslında cahil; cahil bildiklerimin aslında alim olabileceğini,
● İyilik yaptığını zannettiğim kişilerin aslında beni kullanabildiklerini,
● Dünyevî ikbâl ve istikbâl kaygısının büyük büyük insanları bile esir alabileceğini,
● Bilgi sahibi olmadan kanaat sahibi olmamam gerektiğini,
● Cahillerden uzak durmam gerektiğini,
● Çok konuşanın çok hata ettiğini,
● Her yüzüme gülenin aslında dost olmadığını,
● Hiçbir düşüncemin aslında sabit kalmadığını,
● Arada sırada 1-2 günlüğüne dünyadan kendini tecrit edip tenhâda kalmanın ruha gıda olduğunu,
● Dürüstlüğün aslında kaybettirmediğini,
● Güler yüz ve tatlı dilin her kapıyı açtığını,
● Her başarının arkasında çok çalışmanın yattığını...
Kaynak: Süleyman Uludağ, Tasavvuf ve Tenkit, s.180-186
 

Facebook'ta paylaş butonu
Print
Yorum Yap
Yorumunuz
1000

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Facebook Yorumları
Dikkat Çekenler
Yazarlar
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
Alıntı Yazarlar
Anket

Sayfalar
Duyurular
Linkler
Arşiv
Günlük Gazeteler
Oku
Ziyaretçi Defteri
Hava Durumu
Hava Durumu
Yükleniyor...